Avrupa’daki Kara Veba (Kara Ölüm) Salgını

Büyük Veba Salgını, Kara Veba ya da Kara Ölüm Avrupada birçok insanın ölümene neden olan Dünyanın en büyük salgın hastalığı olarak tarihe geçmiştir.

Tarihte birçok insan, savaşlarda ve katliamlarda hayatlarını yitirmiştir. Dünyayı öyle bir hastalık vurmuştuki savaşlarda ölen insanlar kadar, kara veba yada kara ölüm hastalığı bir o kadar can almıştır.

 

Veba

Veba, esas olarak kemirgenlerde ve pirelerde bulunan bakteriyel bir enfeksiyondur. Ancak bu pireler bazen insanlara sıçrayabilir. İnsan bulaştığı zaman, sonuç korkunç olabilir, veba salgını tarihteki en meşhur hastalık olayları haline gelmiştir.

Veba (hıyarcık) insanların gözle göremeyeceği çok basit bir canlıdan yani pirelerden bulaşıyordu. En temel besini kan olan pireler insanları ısırdığında bakteriyi direkt olarak insan vücuduna aktarmış oluyordu. Hastalık, insana bulaştıktan birkaç gün içinde etkisini göstermektedir. Bir anda ortaya çıkan baş ağrısı, yüksek ateş, titreme, kusma, nefes darlığı, deri lekeleri, burun kanaması, kan tükürme ve vücut renginin siyah renge bürünmesi ile hastalık Kara Ölüm adını alır.

Ortaçağ doktorları bakteri gibi mikroskobik organizmalar hakkında hiçbir fikri yoktu ve bu nedenle tedavi konusunda çaresizdiler.

 

Kara Veba (Kara Ölüm)

Yaygın olarak “Kara Ölüm” veya Büyük Veba olarak bilinen salgın, Çin’de 1334’de ortaya çıktı ve büyük ticaret yolları boyunca Konstantinopolis’e ve daha sonra Avrupa’ya yayıldı. Avrupa nüfusunun yüzde 30 ila yüzde 60’ını öldürdüğü tahmin edilen, kara ölüm hastalığı tüm dünyada, vebanın, 14. yüzyılda 100 milyon kadar insan öldürdüğü tahmin ediliyor.

Avrupadaki  ilk  veba hastalığının görüldüğü yer, 14. yüzyılın ortalarında 1347 Ekim’inde Sicilya’daki Messina’ydı. Muhtemelen Karadeniz’den, Konstantinopolis’ten ve Akdeniz’den gelen ticaret gemilerinden taşınan ipek ve porselen gibi eşyalardan bulaştı.

 

Büyük Veba Salgınının Yayılması

“Ölüm gemileri” Messina’da limana girmeden önce, birçok Avrupalı, vatandaş Uzak Doğu’nun ticaret yollarında ölümcül bir yol açan “kara ölüm” hakkında söylentiler duymuştu. Gemideki insanların cildinde ortaya çıkan deri altı kanamaların neden olduğu siyah lekeleri farkeden Messina vatandaşları kıyıya yanaşan gemilerdeki insanları  limandan çıkardılar, ama çok geçti. Veba kentte hızla yayıldı ve panikleyen insanlar kaçarak çevredeki kırsal alanlara yerleşti. Sınır dışı edilen ticaret gemileri Akdeniz çevresindeki diğer bölgelere hastalığı götürdü ve komşu Korsika ve Sardunya adalarına kadar bulaştı.

1347’de, Yunanistan ve İtalya’nın sadece bir kısmı veba vehşeti dehşetini yaşadı, ancak 1348 Haziran’ına kadar Avrupa’nın neredeyse yarısı Kara Ölüm’le bir şekilde tanıştı. Birkaç ay içinde veba, tüm İtalya’ya, İspanya ve Fransa’nın yarısına, Adriyatik’teki Dalmaçya kıyılarına ve kuzeye Almanya’ya yayıldı.

 

Veba Salgınının yavaşlaması

Neredeyse tüm Batı Avrupa ve orta Avrupa’nın yarısını yaklaşık 13 ayda felakete sürükleyen hastalık nihayet yavaşlamaya başladı. Avrupa’nın ve Britanya’nın çoğu, aralarında korkunç bir veba olduğunun farkındaydı. Daha varlıklı nüfus yoğun nüfuslu bölgelerden kaçtı ve kırsal bölgelere çekildi, ancak hemen hemen herkesin gidecek hiçbir yeri yoktu ve kaçacak yolu yoktu.

Bir kez daha ticaret yollarını kullanan  veba, İngiltere’den gemi ile Norveç’e doğru yola çıktı. Bir hikaye, ilk görünümün Londra’dan yola çıkan bir yün gemisinde olduğunu belirtti. Bir veya daha fazla denizci, geminin ayrılmasından önce görünüşte virüs kaptı; Norveç’e ulaştığında, tüm ekip öldü.  Avrupa’da birkaç şanslı bölge hastalığın en kötüsünden kaçmayı başardı. Daha önce de belirtildiği gibi Milan, muhtemelen hastalığın yayılmasını önlemek için alınan sert önlemler nedeniyle çok az enfeksiyon gördü. Fransa’nın güneyindeki Pyrenees yakınlarında, İngiliz kontrollü Gascony ve Fransız kontrollü Toulouse arasındaki hafif nüfuslu ve az seyahat edilen bölge, çok az veba ölümleri gördü.

 

Kara Veba Maskesi

Kara Veba Maskesi

Veba doktorları, kendilerini “kötü havadan” korumak ve bulaşmayı önlemek için maskeler  icat ettiler. Bu maskelerde gözler üzerinde mercekler ve burun içinde ilaçlar ve aromatik maddelerle dolu uzun bir boşluk bulunur. Uzunluğu yaklaşık yarım metre olan bu oyukta 2 küçük havalandırma deliği vardı ve şekli kuş gagalarına çok benziyordu. Gagada nane yaprağı,  gül yaprakları, kafur, karanfil ve saman gibi maddeler kullanılmıştır.

Doktorların kıyafetleri çok çeşitliydi, ancak 1619’da Charles de L’Orme en popüler olandan bir üniforma icat etti. Bu kıyafet, mumlu, kaba bir kumaş bornoz ve botlara bağlanmış pantolonlara sokulan bir bluzdan oluşuyordu. Ayrıca şapka ve eldiven giydiler. Bütün kostüm keçi derisinden yapıldı.

Veba doktorlarının ortak bir aksesuarı vardı, hastaları dokunmak zorunda kalmadan muayene etmek için kullandıkları tahta bir baston. Bazıları, Kara Ölüm’ün Tanrı’dan bir ceza olduğunu düşündü ve günahlarını telafi etmek için doktorlardan bastonla kırbaçlanmalarını istedi.

 

Nasıl bitti?

Veba’nın nasıl sona erdiğine dair en popüler teori karantinaların uygulanmasıdır. Enfekte olmayanlar tipik olarak evlerinde kalacaktır ve yalnızca gerektiğinde ayrılacaklardır; buna yetecek kadar kalabalık olanlar, daha yoğun nüfuslu alanları terk edip daha büyük bir izolasyon içinde yaşayacaktır.

Kişisel hijyendeki iyileşmelerin, salgın sırasında, vücut sayısının çokluğundan ötürü cenaze törenlerinden ziyade ölü yakma uygulamasının yanı sıra gerçekleştiği düşünülmektedir.

    Yorumunuzu bırakın

    Your email address will not be published.*