Dünden Bugüne Biyografi

Dünden Bugüne Biyografi

Dünden bugüne biyografi kuşağında biyografinin tarihine ve ne olduğuna pek çok bilinmeyen soru vardır. Bu soruları cevaplamak adına bu yazıda pek çok önemli detay paylaşılacaktır.

 

Biyografi Nedir? Karşılığı ve Yazılış Amacı

Biyografi bir insanın hayatının konu alınması ve bu insanın hayatında bilinmeyen detayların gün yüzüne yansıtılması cevabı verilebilir. Bu bilinmeyen detaylar ise her türlü biçimde yansıtılabilir. Bu kısımda temel amaç, bu detaylarla bahsi geçen kişiyi tüm yönleriyle tanıtmaktır.

 

Kişinin nerede doğduğu ve ne ne kadar yaşadığına tüm hayat hikayesi biyografide bahsedilir ve bu detaylar belgelerle desteklenir. Zira biyografiler belgesel nitelik taşır ve gelecek nesillere önemli bir bilgi akışı sağlamaktadır. Tarihte vefat eden kişinin hayatını ve eserlerini öven mezar yazıtları ve cenaze törenlerinde olan konuşmalar, biyografi türünün ilk örnekleri olarak sayılabilir. Daha sonra büyüyerek daha geniş kapsamlı bir hale gelmiş ve bugünkü halini almıştır.

 

Dünya Edebiyatında Biyografi 

Biyografi Dünya edebiyatında yavaş yavaş yayılmış ve şu anki ününü kazanmıştır. Biyografinin dünya edebiyatındaki ilk büyük temsilcisi olarak Yunan edebiyatından Plutarkos gösterilmektedir. Bu türün Batı edebiyatındaki kökleri ise Plutarkos’un Romalıları anlattığı “Hayatlar” adlı eserine dayanmaktadırFakat Batı edebiyatında bu türün esas yaygınlaşması 16. yüzyıldan sonra olmuştur. 20. yüzyılda ise Batı edebiyatında bir aileyi veya bir çevreyi konu alan geniş kapsamlı biyografik eserler yazılmaya başlanmıştır.

 

Türk Edebiyatında Biyografi 

Osmanlı döneminde hakim olan Divan edebiyatında yazılan “tezkire” isimli biyografiler örnek gösterilebilir. Çağatay yazarlarından ünlü şair Ali Şir Nevai 16. yüzyılda ünlü “Mecâlis’ün-Nefâis” adlı eseriyle Türk edebiyatında ilk biyografi örneğini vermiştir. Ünlü kişilerin hayatlarını konu alan ve bunları roman tarzında işleyen edebî yazılara “biyografik roman” denir. Biyografik romanlar da Türk edebiyatında önemli bir yer tutmaktadır.

 

Bazı sanatçılar romanlarını biyografi tarzında yazmışlardır. Mehmet Emin Erişilgil’in “Bir Fikir Adamının Romanı: Ziya Gökalp”, “Bir İslâm Şairinin Romanı: Mehmet Akif”; Tahir Alangu’nun “Ülkücü Bir Yazarın Romanı: Ömer Seyfettin” ve Oğuz Atay’ın “Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan’ adlı eserleri biyografik romana örnek verilebilir.

 

Dolayısıyla dünya edebiyatında olduğu kadar Türk edebiyatında da Biyografi tarzıyla ilgili roman dahil olmak üzere çok sayıda yazardan çok sayıda örnek gösterilebilir. Yukarıda sözü geçen eserler incelendiğinde de görülecektir ki biyografiler bir insanın hayatına dair önemli belgeler sunan yapıtlardır. Bu yapıtlar belgeye sahip olduğundan ve bir insanın hayatını ele aldığından bir bakıma ufak çaplı tarihi eserlerdir. Ancak biyografik romanların da biyografi türünde sayılmış olması biyografi ile otobiyografinin aynı şey olduğu anlamına gelmez. Zira otobiyografilerde yaşam öyküsü ele alınan kişinin yazarın kendisi olduğundan biyografiden ayrılır. Bu yüzden ikisinin de farklı şeyler olduğunu söylemek doğru olacaktır.

    Yorumunuzu bırakın

    Your email address will not be published.*