Tarih

Kayıp ve Bulunan: 10 Eski Unutulmuş Şehir

İnsanlık, çağlar boyunca birçok uygarlık ve yapı kurdu. Bu yapılar, savaştan dolayı ya da doğal afetler nedeniyle yıkıldı veya kayboldu. Devasa şehirleri bazıları kaybolmuş ve asla bulunamamıştır. Pek çok antik ve kayıp şehir hikâyeleri asla tam olarak bilinemeyebilirken, bazıları ise yüzyıllar sonra yeniden keşfedildi.

Çoğu zaman kazara da olsa, bu türden kayıp ve unutulmuş Dünyadaki en ilginç 10 kayıp şehirlere göz atacağız ve haritadan neden silindikleri hakkında bilgiler vereceğiz.

Gordium: Kral Midas’ın başkenti

Gordium veya  Górdion olarak yazılan Gordiyon olarak telaffuz edilen bu yer, eski Frig İmratorluğunun başkentiydi. Bu antik başkent şehir, Küçük Asya’da bulunan ve Ankara’nın yaklaşık 75 km Güney Batısında yer alır.

Şehir, bir zamanlar; Lidya ile Asur arasında, Sangarius Nehri’ni geçen antik yolu üzerinde yer almaktaydı. Gordion’un en ünlü hükümdarı, efsanevi Kral Midas’tır.

Gordium, Kimmerler tarafından yağmalandı, ardından M.Ö 800 civarında terk edildikten sonra, Persler tarafından keşfedilerek yeniden inşa edildi.

Büyük İskender bu şehri ziyaret ettiğinden, düğümü gevşetenin Asya’yı yöneteceği söylenen Gordion Düğümü bulmacasını çözdüğünü söylenir. İskender’in bu sorunu basitçe düğümü keserek çözdüğünü rivayet edilir.

Unutulan bu şehir, 1900 yılında Gustav ve Alfred Korte tarafından yeniden keşfedildi ve 1950 ile 1973 yılları arasından Pennsylvania Müzesi tarafından kazıldı.

Neapolis: 1.700 yıl önce bir Tsunamiyle yok edildi

Neapolis antik kenti, bir tsunamiyle harap olduktan yaklaşık sonra, 1700 yıl boyunca ortadan kayboldu. Tsunami zamanında, gelişen bir Roma Kasabasıydı, ancak 2020’de Tunus’un Kuzey Doğusunda bulunana kadar yüzyıllarca kayboldu.

Ekip, antik bir şehrin olağan kalıntılarının ortasında garum yapmak için kullanılan büyük tank kanıtlarını buldu. Bu Yunanlılar ve Romalılar tarafından büyük miktarlarda tüketilen, dönemin popüler balık sosuydu.

Neapolis hakkında fazla bilgi sahibi olunmamasıyla birlikte, Üçüncü Punic Savaşları sırasında Romalılar tarafından ele geçirilmediği biliniyor.

Chan Chan: Kolomb öncesi en büyük şehirdi

Chan Chan, Güney Amerika’daki Kolomb öncesi, dönem şehirlerinin en büyüğüydü. Şu anda Peru, Trujillo’nun yaklaşık 5 km batısındaki aktif bir arkeolojik sit alanıdır.

Chan Chan, M.S 900’den 1470’e kadar Chimor İmparatorluğunun başkentiydi. Chimor yenildi ve bir vasal devlet olarak daha büyük olan saldırgan, İnka İmparatorluğuna çekildi.

İspanyol işgalciler; Trujillo inşa ettikten sonra, büyük düşüşe geçen Chan Chan şehri tamamen terkedilinceye kadar İspanyollar tarafından sürekli yağmalandı.

1969 yılında başlayan kazılar uzun yıllardır devam ederek, günümüze kadar gelmiştir, günümüzde de bu bölgedeki arkeolojik kazılar devam etmektedir.

Çatalhöyük neredeyse 10.000 yaşında

Çatalhöyük, bir zamanlar Türkiye’nin güneyinde yer alan Anadolu’daki büyük bir Neolitik yerleşim yeriydi. Arkeolojik araştırmalar, bölgenin yaklaşık M.Ö 7500 ile M.Ö 5700 arasında var olduğunu gösteriyor.

En eski kentsel yerleşim yerlerinden biri olan Çatalhöyük şehrinde yer alan binaların duvarları genellikle, normaldeki bir şehir düşünüldüğünde tamamen farklı bir görünüme sahipti, bal peteğini andıran görünümdeki binaların içerisine bireyler, çatılardan erişirlerdi.

Nedeni bilinmeye sebeplerden dolayı Bronz Çağından önce terk edilen Çatalhöyük, bundan sonra unutuldu ve 1950’lerde yeniden keşfedilinceye kadar tarihin tozlu sayfalarına gömüldü.

Derinkuyu  yeraltı şehri 1923 yılına kadar kullanıldı

Derinkuyu, Türkiye’deki çok katlı eski bir yeraltı şehridir. Derinkuyu yer altı şehrinin derinliği 60 metreye kadar uzanırken, 20.000 kişiyi de barındırabilecek bir kapasitede olduğu düşünülüyor.

Hayvancılık ve gıda depoları ile tamamen işlevsel bir şehir olan Derinkuyu, Türkiye’deki en büyük yer altı kazısıdır. Kapadokya’daki benzer yapılardan birine sahip olan Derinkuyu, kilometrelerce tünellerle birbirine bağlanan yapıdadır.

Derinkuyu, bölgesinin yumuşak, kumlu ve volkanik kayaları elle oyulmuştur. Bu şehir Bizans dönemi boyunca gelişip, Hristiyanlar tarafından Arap – Bizans savaşları sırasında, Müslüman Arapların saldırılarından korunmak için kullanıldı. Bu stratejiler başarı oldu ve 14. Yüzyılda Moğol istilalarında tekrar kullanılan Derinkuyu, Osmanlılar bölgeyi ele geçirdiğinde, 1923 yılına kadar Osmanlı hükümdarlığından kaçan yerliler tarafından açılıp kapandı.

Bu sürenin ardından Derinkuyu, 1963 yılında yeniden keşfedilinceye kadar büyük ölçüde unutuldu.

Kayıp şehir La Ciudad Perdida

Efsaneye göre, yaklaşık 1.300 yıl önce, Tairona adlı bir halka, Sierra Nevada de Santa Marta’da bir dağın zirvesinde Ciudad Perdida  şehrini bulmaları, Tanrılar tarafından emredilmişti.

İspanyollar Columbia’ya gelmeden önce bölgeyi neredeyse bin yıl işgal edeceklerdi. İki medeniyet yüz yüze hiç karşılaşmasa da Tairona, bölgeye taşınan hastalıklar tarafından yok edildi.

Yüzlerce yıldır terk edilmiş olan yerleşim, 1970’lerde değerli eşyalarını yağmalayan ve karaborsada satan bir grup haydut tarafından bulundu. Neredeyse 500 yıldır unutulan şehir, şimdi yeniden haritaya geri döndü.

Krishna’nın Kutsal Şehri  Dvārakā , başka bir ünlü kayıp şehirdir

Dvārakā , yakın zamanda yeniden keşfedilen Hindu, Jainist ve Budistlerin kutsal şehridir. Tanrı Krishna’nın efsanevi evi olarak bilinen Dvārakā, aynı zamanda Hinduizmin Sapta Puri’sine ait yedi kutsal şehirden biridir.

Efsaneye göre şehir, Krishna ve Kral Salva arasındaki büyük bir savaş sırasında yıkıldı. Şehir, bir daha asla görülmeyecek enerji patlamalarıyla yok edildi.

Birkaç bin yıl sonra, 1980’lerde Hintli bilim adamları, efsanenin tarif ettiği yerde, şehrin kalıntılarını buldular. Bulgulara göre şehrin yaklaşık 9.000 yıl önce inşa edilmiş olabileceği düşünülüyor. Eğer bu bulgular doğruysa, bu onu Dünyadaki en eski şehirlerden biri yapar.

Taxila, Darius tarafından ele geçirildi ve daha sonra Büyük İskender’e teslim oldu

Taxila, kuzey Pakistan topraklarında yeniden keşfedilen antik bir kenttir. Kalıntılar, Pakistan’ın Pencap bölgesinde, Rawalpindi’nin yaklaşık 35 km Kuzeybatısındaki modern Taxila’nın yakınında bulunmaktadır.

Antik kent, M.Ö 518 yılında Pers kralı Büyük Darius tarafından ele geçirilip, daha sonra Büyük İskender’e teslim olmuştur. Önemli bir Budist bölgesi haline gelmeden önce çeşitli fatihler tarafından yönetilen bir dönem geçiren Taxila’nın M.Ö 1000 yıllarında kurulduğu sanılmaktadır.

Doğu – Batı ticaret yollarındaki konumu nedeniyle önemli bir şehir haline gelen Taxila, daha sonra M.S 5.yüzyılda Hunlar tarafından yıkılınca önemini yitirerek, düşüşe geçti.

Şehir, 19.yüzyılın ortalarında Alexander Cunningham tarafından yeniden keşfedildi.

Sigiriya:  dev bir kaya çıkıntısına oturur

Sigiriya, Sri Lanka’da 200 metre yüksekliğindeki bir kaya çıkıntısının üzerine kurulmuş, M.S 5.yüzyıldan kalma bir şehirdi. Kral Kasyapa tarafından yatırılan bu yapıya, sadece devasa bir tuğla ve alçıyla yapılmış olan asla yapısının ağzından girilebiliyordu.

Sri Lanka efsanesine göre, Kral Kasyapa; M.S 477 – 495 yılları arasında hüküm sürdü ve yeni başkent olarak bu bölgeyi seçti, sarayını da kayalık çıkıntıya inşa edip, yanlarını renkli fresklerle süslettirdi.

Sigiriya, kralın ölümünden sonra terk edildiği müddetçe işgal edilmedi, 14.yüzyıla kadar bir Budist manastırı olan Sigiriya, bugün UNESCO Dünya Mirası listesindedir.

Sigiriya, 1831 yılında arkeologlar tarafından yeniden keşfedilmiştir.

Sukhothai: kısa ömürlü Tai İmparatorluğunun başkentiydi.

Sukhothai, bir zamanlar Sukhothai İmparatorluğunun başkentiydi. Sukhothai, “ mutluluğun şafağı “ anlamına gelmekteydi. İmparatorluk, Kmer İmparatorluğuna karşı bir isyanın ardından M.S 13 yüzyılda ortaya çıktı.

İlk birleşik ve bağımsız Tai eyaleti olan Sukhothai, Bangkok’un yaklaşık 427 km kuzeyinde yer alıyordu ve 140 yıl boyunca İmparatorluğun başkent olarak kaldı. En yüksek noktasında 80.000 kişi olduğu düşünülen bu yer, rakip bir Tai hanedanı olan Ayutthaya kurulduğunda gücünü ve etkisini kaybetti.

Sukhothai, 1438 yılında Ayutthaya krallığı tarafından işgal edilerek, karanlık bir kasaba halini aldı, sonrasında 16.yüzyılda terk edildi.

Daha sonra yeniden keşfedilen ve haritadaki yerini alan şehir, 1991’de UNESCO Dünya Miras alanı olarak belirlendi.

Kim bilir belki hala keşfedilmemiş yeni antik yerler vardır, eski uygarlıklara ait antik yerler keşfedildikçe sizlerle paylaşacağız. Umarız, yazımız ile zaman içerisinde yaptığımız yolculuktan mutluluk duymuşsunuzdur.

Kaynak
https://interestingengineering.com/the-31-lost-cities-you-might-not-know-from-the-city-that-sank-in-one-night-to-the-refuge-city-of-the-rainforest

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu